Irkçılık ve Hayvan Hakları: “Koca Kıçlı Araplar”

 

Büyükada’da atların yaşadığı zulüm artık üstü örtülemeyecek hale geldi. Bu duruma sessiz kalmayanlar gittikçe büyüyen bir kamuoyu oluşturdu, Büyükşehir Belediyesi, Adalar Belediyesi bu zulme sessiz kalanlar büyük bir baskı altında. Hayvan Hakları savuncuları düzenlediği eylemler dizisini 30 Ağustos’ta Büyükada’da sürdürecek. Adalar’da yaşayanların da epeyce bir kesimi bu zulme karşı. Hatta faytoncular arasında bile bu vebalden kurtulmak isteyenler artıyor. İstedikleri alternatif üretilmesi, gelirlerinden olmamaları…Yani her anlamda bir duyarlılık artışı var.

Ayrıca fayton sorunu Adalar’da yayılan araç terörü ile birlikte düşünülmeye başlandı. Bütün bu sorunlara cevap verecek, toplu taşıma seçeneği de nihayet gündeme geliyor.

Tüm bunlar olumlu gelişmeler. Katılımın artışı, tartışarak çözüm arayışı, bu süreci kısaltacak ve atların acılarını dindirebilecek belki. Tabii burada Adalar’da atlarla birlikte yaşayabileceğimiz çözümleri de üretmek zorundayız. Yoksa amaç atların olmadığı Adalar değil. Atlara acı çektirmeyeceğimiz seçenekler her zaman bulunabilir.

Aman ne güzel bir şeyler iyiye doğru gidiyor dediğmiz sırada, hayvan hakları mücadelesine büyük katkısı olan HAYTAP facebook sayfasında bir paylaşıma yer verildi.

“En büyük müşteri turizm acentaları, arap müşteri. Perşembe günü fayton kuyruğu iskeleye kadardı. Küçük tur yapılıyor, 70 TL. Nasıl tatlı para bu bir bilsen. Her tur programında dahil, 4 kişi biniyor, boy kiloya bakılmaksızın. Bazı uyanık faytoncular korsana da başlamış acentalarla anlaşıp müşterileri beklemesin diye aynı turu 100 TL ye yapıyor. Bu işin maliyeti ne ki ? Bir balya saman, atların sağlığı kimin umurunda, o çeksin 120 kgluk koca kıçlıarapları. En büyük boykotu acentalar yapar da işte !”

Evet Adalar’a yoğun bir Arap turist akını var, faytona da biniyorlar; ama yukarıda bahsettiğimiz paylaşımda hayvanlara dair duyarlığın önüne ırkçılık geçivermiş. Faytona binenler sadece Araplar mı? Diğer milletler prensip olarak faytona binmezler mi? Tur yapan turistlerin durumu böyle, peki Adalar’da faytonu ulaşım aracı olarak kullanan “koca kıçlı”lar kim?

Türk kollektif bilinçaltındaki Arap nefretinin bu vesileyle de ortaya çıktığını görüyoruz.(1) Mağrip’ten Körfez’e büyük bir coğrafyaya yayılmış bir etnik kimliği bu şekilde kodlamak ırkçılığın daniskasıdır. Biliyorsunuz “resmî” görüşümüze göre ırkçılık zencilere yönelik bir tavırdır ve “bizde zencilere karşı ırkçılık yoktur”, ama diğer kimliklere yönelik her türden bu tarz tepki nedense ırkçılığa girmez!

Yine bu paylaşımın altına bir yorumcu şöyle yazmış:” Faytoncularin cogu gocmen doğulu” Bu sorundaki diğer bir ırkçılık da bu. Çalışanların “Doğulu” olduğunu söyleyip, faturayı Kürtlere çıkarmak. Bu da Ada’da yaygın bir algı… (2)

Gelgelelim her düşünceye kolaylıkla bulaşan bu ırkçılık belasını hayvan hakları hareketine bulaştırmak o kadar kolay değil. Hayvan hakları hareketi ırkçılığın çok ötesinde türcülüğe karşı. Türler arasındaki dışlayıcı, tahakküm oluşturan eşitsiz tavırlara karşı çıkan bir hareketi aşılmış olması gereken ırkçı söylemlere hapsetmek mümkün mü? Bir dönemler Çin’deki hayvan katliamlarına yönelik Çinlilere yönelik ırkçı tepkiler çok yoğundu, nispeten azaldı. Bunda Uzak Doğuluların köpek yiyor olmaları ve kürk üretimindeki vahşet görüntüleri etkiliydi. Ama sadece Çin’de mi var bunlar. Ayrıca kıta büyüklüğündeki Çin’de niye her Çinli bunun sorumlusu oluyor. Ayrıca köpeklere yapılana karşı çıkıp danalara, koyunlara yapılana sessiz kalınabilir mi?(3)

Her toplumda, inançta hayvanlara davranış konusunda farklılıklar görülüyor. Evet bazı toplumlarda bu duyarlılık çok daha fazla. Kültürel farkların rolü büyük bunda. Ama buradan özcü bir yaklaşımla bazı ırkların doğasında bunun olduğunu söylemek ırkçılıktır.

Evet Araplara karşı yayılan ırkçılığın buraya sirayet etmesi, ortaya dökülmesi beklenebilir, ama türcülüğe karşı çıkıp, ırkçılık yapmak o kadar da kolay olmasa gerek. Türcülük kavramını ortaya atan Richard Ryder, kavramı şöyle açıklıyor:

“Türcülüğün anlamı, bir başka türün mensubu oldukları için başkalarına zarar vermektir. Bu sözcüğü, kısmen ırkçılık ve cinsiyetçilikle paralellik kurmak amacıyla ortaya attım. Bu ayrımcılık biçimlerinin hepsi, fiziksel görünüme dayalı oldukları için akıldışıdırlar. Bu yaklaşımlar, tüm ırklar, cinsiyetler ve türler arasındaki çok büyük bir benzerliği -fiziksel ya da ruhsal acı çekme yetimizi- görmezden gelirler.”(4)

 

ortakhaber.com sitesinde 26 Ağustos 2014 tarihinde yayınlandı.

 

(1) Son dönemde Suriyeli mültecilere yönelik gittikçe artan ırkçılığın vardığı vahim boyutları görüyoruz.

(2) Neyse ki altında çok sayıda bunları kınayan da yorum yer aldı

(3) “Köpeklere merhamet edip diğer hayvanları yemenin gerekçesi ne olabilir? sorusu üzerinden Jonathan Safran Foer, bu çelişkiyi ve kültür farklılıklarını Hayvan Yemek, kitabında uzun uzun tartışır. Siren Yayınları, 2012, s. 27-40.

(4) http://www.birikimdergisi.com/birikim/dergiyazi.aspx?did=1&dsid=275&dyid=4235&yazi=T%FCrc%FCl%FCk

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s